/

Boşanma Davaları ve Boşanma Süreci Hakkında Hukuki Durum

Boşanma Davaları ve Boşanma Süreci Hakkında Hukuki Durum

Günümüzde boşanma davaları hiç olmadığı kadar yoğun bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda boşanmaların büyük bir kısmı anlaşmalı boşanma olarak gerçekleşmekte iken yaklaşık %30’luk kısmı çok daha uzun ve karmaşık bir yargılama süreci sonunda çekişmeli boşanma ile sonuçlandırılmaktadır.

Anlaşmalı boşanma için tarafların en az 1 yıl evli kalmış olması ve boşanmanın tüm sonuçları hakkında anlaşmaları gerekmektedir. Örneğin çocukların velayeti konusunda anlaşma olmazsa bu durumda anlaşmalı boşanma çekişmeli boşanmaya dönüşecektir.

Anlaşmalı boşanma sürecinde bir dava dilekçesi eşlerin üzerinde anlaştığı herhangi bir aile mahkemesine verilebilir. Akabinde usulüne uygun şekilde hazırlanmış bir boşanma protokolü de mahkemeye sunulacak ve duruşma günü alınacaktır. Duruşma gününde tarafların her ikisi de hazır bulunacak ve dava dilekçesi ile boşanma protokolünün hukuka uygun bulunması halinde taraflar da duruşmada boşanma isteklerini beyan ederlerse boşanma kararı verilecektir. Çocukların velayeti, malların paylaşımı, tazminat ve nafaka dahil tüm hususlar boşanma protokolünde düzenlenmek zorundadır.

Eğer anlaşmalı boşanma mümkün olmazsa bu durumda ya genel boşanma sebebi olan “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” nedenine dayanılıp çekişmeli boşanma davası açılacaktır ya da zina gibi, hayat kast veya onur kırıcı davranış ya da terk gibi Medeni Kanun’da özel boşanma sebebi olarak sayılan sebeplerden birisine dayanılarak dava açılacaktır. Hem özel sebebe hem de genel boşanma sebebine dayanılarak dava açılması da mümkündür.

Çekişmeli boşanma davalarında tarafların evvela taleplerine ve kusur durumları ile sosyoekonomik düzeylerine göre tazminat talepleri değerlendirilir, akabinde çocuk var ise çocuğun menfaatine göre velayet ve kişisel ilişki düzenlenir ve varsa nafaka talepleri yine kusur durumları da göz önüne alınarak durumun hal ve şartlarına göre takdir edilir. Her boşanma davasına yoksulluk nafakası ödenmesi söz konusu değildir fakat müşterek çocuk için velayet kendisine verilmeyen taraf eğer çok müşkül durumda değilse muhakkak bir iştirak nafakası ödemek zorunda kalacaktır.

Bu zor ve uzun süreçte hak kaybı yaşanmaması adına bir avukat ile çalışılması hem maddi hem de manevi kayıpların önüne geçecek hem de süreci daha az yıpratıcı hale getirecektir. Boşanma sürecinin şansa bırakılmayacak kadar önemli bir süreç olduğu her daim göz önünde bulundurularak hareket edilmesi tarafların menfaatine olacaktır.

Add a Comment

Your email address will not be published.