CİNSEL SALDIRI SUÇU
CİNSEL SALDIRI SUÇU
1.GİRİŞ
Cinsel Saldırı Madde 102-(Değişik: 18/6/2014-6545/58 md.) (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.
2.CİNSEL SALDIRI SUÇUNUN OLUŞMASININ ŞARTLARI
A. Maddi Unsurları
Fail: Fail; kadın veya erkek herkes olabilir. Bu suç herkes tarafından herkes karşı işlenebilir. Eşler arasında suç işlenip işlenemeyeceği tartışmalıdır. Cinsel özgürlük perspektifinden bakanlar, eşlerin de mağdur olabileceğini belirtir, çünkü evlilik bir eşin diğerini egemenliği altına almaz. Diğerleri ise eşlerin cinsel dokunulmazlık kapsamında bazı şeylere katlanması gerektiğini öne sürer. TCK’da “vücuda organ veya cisim sokulması” nitelikli hali bakımından, eşe karşı işlenmesi şikâyete tabi suç olarak düzenlenmiştir; basit hali ise tartışmalıdır. Basit halinin suç teşkil etmemesi gerektiği ve Yargıtay bu görüşü benimsemiştir. Yargıtay’ın konu ile ilgili görüşü: “Eşe karşı işlenen cinsel sularda cinsel saldırının sadece nitelikli halinin TCK’nın 102/2’nci maddesinin ikinci cümlesinde şikâyete tabi suç olarak düzenlenmesi, cinsel saldırı suçunun basit halinin eşe karşı işlenmesinin ise suç olarak düzenlenmemesi karşısında, olay tarihinde mağdure ile resmi evli olan sanığın eşinin rızası hilafına onu kendisine doğru çekerek sarılıp öpmesi şeklinde eyleminin TCK’nın 102/1’inci maddesinde suçu oluşturmadığı…”2
Mağdur: Mağdur, kadın veya erkek, yaşayan herhangi biri olabilir. Mağdurun sıfatı, suçun oluşumu değil, nitelikli halin uygulanması açısından önemlidir (örneğin, 3. derece akrabalar arasında gerçekleşmesi gibi). Mağdurun 18 yaşını doldurmuş olması gereklidir; aksi halde TCK m.102 kapsamında değerlendirilmez. Mağdurun gerçek yaşının tespiti önemlidir.
Suçta Kullanılan Araçlar: Suçun oluşması için hareketlerin mağdurun rızasına aykırı olarak gerçekleştirilmesi gerekir. Mağdura cebir, tehdit, hile kullanılabilir veya bilincinin kaybolması veya uyku hali gibi durumlardan yararlanılabilir. TCK m.102/4’e göre, cinsel saldırıda kullanılan cebir ve şiddet, kasten yaralamanın ağır sonuçlarına yol açarsa, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler de uygulanır.
Cebir, mağdurun direncini kırarak failin istediği şekilde hareket etmesini sağlayan fiziki güçtür. Eylemin devamında cebir uygulanması gerekmez; başlangıçta mağdurun direncini kırmak yeterlidir. Mağdurun sürekli ve enerjik karşı koyması beklenmez. Eyleme rıza gösterilmişse, rızanın nitelikli halleri de kapsaması ve eylemin devamında geçerli olması gerekir. Cebir eşya veya mağdurun yakınına yönelikse, mağdur bakımından tehdit oluşturur. Mağdurun yardım istememesi veya elbiselerinde hasar olmaması cebirin varlığını etkilemez.
Mağdurun rızasının iddia edilmesi dikkatle incelenmelidir. Yargıtay, cinsel suçlarda "şüpheden sanık yararlanır" ilkesini daraltmış ve samimiyeti şüpheye düşürmeyen beyanlara itibar edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Tehdit, mağdura ileride zarar vereceğini ifade etmek ve mağduru istenmeyen davranışlara zorlamak anlamına gelir. Tehdit, suç anında veya öncesinde yapılmalıdır.
"Fiile direnmeyecek durum" mağdurun akıl veya beden hastalığı, hile veya çaresizlik nedeniyle oluşur. Evlenme vaadiyle ilgili eski TCK’daki suç yeni TCK’da yer almamıştır. Evlenme vaadinin geçerli rıza olup olmadığı tartışmalıdır; bazı görüşler geçerli rıza olmadığını, bazıları ise hukuka uygun hale getirdiğini savunur.
Konu: Suçun işlenmesiyle mağdurun vücudu, suçun konusunu oluşturur. Cinsel saldırı suçunda, mağdurun vücut dokunulmazlığı ihlal edilir; bu nedenle mağdurun vücudu ve cinsel dokunulmazlığı suçun maddi konusudur.
Cinsel Davranış: Suçun basit şekli, "cinsel davranışlarla vücut dokunulmazlığının ihlalini" gerektirir. Bu, cinsel ilişkiye varmayan ve kişinin cinsel arzularını tatmin etmeye yönelik davranışları kapsar. Cinsel arzuyu kısmen ve kısa süreli olarak tahrik eden hareketler de cinsel davranış olarak sayılabilir. Önemli olan, müdahalenin şiddeti değil, mağdurun cinsel özerkliğini zedeleyici olup olmadığıdır. Yargıtay, cinsel davranışların sosyal bağlamda uygun görülüp görülmediğini değerlendirir; örneğin, tokalaşma ve öpme eyleminin toplumsal normlarla uyumlu olup olmadığı dikkate alınır.
Vücut dokunulmazlığının ihlali, cinsel davranışlarla gerçekleştirilmelidir. Bedensel temasın varlığı şarttır, çıplaklık veya kıyafetle olması önemli değildir. Yargıtay, nitelik, şiddet ve süreye bakmaksızın, mağdurla fiziksel temasın tespit edildiği her durumda TCK m. 102’nin uygulanması gerektiğini belirtir.
Bedensel temas içeren, vücuda organ veya cisim sokma düzeyine varmayan, süreklilik gösteren şehevi hareketler TCK m. 102/1 c. 1 kapsamında değerlendirilir. Ani ve kesik davranışlar ise TCK m. 102/1 c. 2 kapsamında sayılır.
Formun Üstü
Formun Altı
B.Manevi Unsurları
Cinsel saldırı suçu kasten veya olası kastla işlenebilir. Kast, TCK m. 21’e göre, suçun tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. TCK m. 102/2’ye göre, kastın vücuda organ veya cisim sokmayı da kapsaması gerekir. TCK m. 102/1 ve m. 102/2’de failin cinsel arzularını tatmin etme amacı taşıması gerekmez. Cinsel saldırı suçu taksirle işlenemez; sadece kasıtla işlenebilir.
Formun Üstü
Formun Altı
3. CİNSEL SALDIRI SUÇUNDA NİTELİKLİ HALLER
Cinsel saldırı suçunda daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri şunlardır:
Suçun;
a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,
işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır.
Cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.
Suç sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
4. CİNSEL SALDIRI SUÇUNDA RIZANIN ETKİSİ
Rıza, "razı olma, isteme, istek" anlamına gelir. Suçun unsuru olarak hukuka aykırılık, işlenen fiilin hukuk düzeni tarafından onaylanmaması anlamına gelir. Mağdurun rızası, hukuka aykırılığı ortadan kaldırır. Eğer suçun tanımında hareketin ilgilinin iradesine karşı veya iradesi olmaksızın işlenmesi gerekiyorsa, mağdurun rızası suçun oluşmasını ortadan kaldırır. Ancak, suç tanımında açıkça rıza unsuru yer alıyorsa veya yorum yoluyla rızanın suçun oluşumunu engelleyeceği sonucuna varılıyorsa, mağdurun rızası suç tipikliğini ortadan kaldırır. İlgilinin rızası, kişinin üzerinde mutlak tasarrufta bulunabileceği bir hak bakımından hukuka uygunluk nedeni oluşturur.
Formun Üstü
Formun Altı
Cinsel saldırı suçunda, kişinin cinsel tercihte bulunma özgürlüğünü ortadan kaldırmayan hile, rızayı etkilemez. Mağdurun, rızası alınmadan, olumlu iradesi olmaksızın veya zorla, kaba kuvvet kullanarak etkisiz hale getirilmesi yoluyla cinsel davranışa maruz kalması suç oluşturur. Rıza, yalnızca cinsel davranışa değil, aynı zamanda bu davranışın gerçekleşme biçimine de ilişkin olmalıdır. Rıza, vücuda organ sokmayı kapsamıyorsa, vücuda organ veya sair cisim sokulması suç oluşturur. Mağdurun onuruna aykırı veya ağır bedensel zarar riski taşıyan cinsel davranışlara gösterilen rıza geçerli sayılmaz.
Formun Üstü
Formun Altı
Kanun koyucu, cinsel dokunulmazlığa karşı suçları düzenleyen hükümlerde mağdurun rızasına yer vermemiş ve hangi iradeyi sakatlayan durumlarda cinsel saldırı suçunun oluşacağına ilişkin düzenleme yapmamıştır. Bu şekilde, bireyin cinsel hürriyetini geniş bir koruma altına almayı hedeflemiştir. Mağdurun isteği veya bilgisi dışında vücut bütünlüğüne yönelik yapılan her türlü cinsel davranışın cezalandırılması amaçlanmıştır.Yargıtayın ilgili kararı:“Bir yıla yakın bir süredir tanışan sanık ile mağdurenin anlaşarak Ankara’dan İzmir’e gittikleri, İzmir’de bir hafta kadar kaldıktan sonra Muğla’ya geçtikleri, 06.09.2007 - 25.09.2007 tarihleri arasında birden fazla kere olmak üzere cinsel ilişkiye girdikleri, eylemlerin cebir, tehdit ya da hile olmaksızın 18 yaşından büyük mağdure K6’in rızası ile gerçekleştirildiği ve mağdurenin cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmayacak derecede ruh hastası olduğu konularında yerel mahkeme, Özel Daire ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çözülmesi gereken sorun, mağdure K6’de var olan ve eyleme ruhsal yönden mukavemet edememe sonucunu doğuran rahatsızlığın sanık tarafından bilinip bilinmediği hususudur. Bilinememesi durumunda 18 yaşından büyük mağdurenin rızası ile gerçekleştirdiği eylemlerin suç olmadığını düşünen sanık 5237 sayılı TCK’nin 30/3. maddesi uyarınca düştüğü hatadan yararlanacak ve hukuka aykırılık unsuru oluşmadığından eylem suç teşkil etmeyecektir.”.2
Rıza, suçun oluşmasından önce ya da suçun icra edildiği sırada verilmelidir. Mağdur, cinsel hareketler karşısında kendisini ifade edemeyecek derecede korkmuş olabilir. Bu durumda "sükunet" ya da sessizlik, rıza anlamına gelmez. İspanya Meclisi'nin çıkardığı "Cinsel Rıza Yasası"na göre, rızanın varlığından yalnızca açık ve net bir şekilde belirtilmişse bahsedilebilir. Burada önemli olan, mağdurun hareketinin veya ifadesinin tereddütsüz bir rızayı yansıtıp yansıtmadığıdır.
Formun Üstü
Formun Altı
5. SONUÇ
Sonuç olarak, ülkemizde cinsel saldırı suçu sıklıkla karşılaşılan ve toplumsal etkisi yüksek olan bir suç türüdür. Suçun toplumda büyük infialler yaratması nedeniyle, kapsamı ve cezası artırılmakta ve caydırıcı önlemler alınmaktadır.
Delillerin toplanmasının güç ve bazen ahlaki ölçütlerin de dikkate alındığı günümüzde, tutarlı mağdur beyanları karar süreçlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu durum, özellikle rıza olup olmadığı ve nitelikli halleri konusunda tereddütlere yol açmaktadır. Rızanın varlığı halinde suç oluşmaktan çıkar ve kişinin cinsel özgürlüğü içinde değerlendirilir. Bu nedenle, rıza, cinsel saldırı suçunun hem basit hem de nitelikli hallerinde büyük önem taşır ve somut olaylarda en çok araştırılan hukuki kavramlardan biridir.
Cezayı artıran nitelikli haller kanunda belirtilmiş olup, bu hallerin derinlemesine incelenmesi gerekmektedir. Ayrıca, sarkıntılık gibi cezayı azaltıcı nitelikli haller, cinsel saldırının hafifliğine göre uygulanabilir.
1- Yargıtay Kararı Y 14 CD, E. 2012/4276, K. 2014/1689, T.13.02.2014.
2- Yargıtay Kararı CGK., E. 2011/230 K. 2011/273 T. 20.12.2011.